2024’te Darbe Alan Otomotiv Sanayinin Geleceği İçin Stratejik Hamleler Şart!
TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Albert Saydam: 2024’te Darbe Alan Otomotiv Sanayinin Geleceği İçin Stratejik Hamleler Şart!
TAYSAD - Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Albert Saydam:
2024’te Darbe Alan Otomotiv Sanayinin Geleceği İçin Stratejik Hamleler Şart!
2024 yılı Türkiye otomotiv tedarik sanayisi açısından zorlu bir yıl oldu. Yıl genelinde toplam araç üretimi 1 milyon 466 bin adetle, bir önceki yılın 1 milyon 570 bin adetlik üretiminin gerisinde kaldı.
İhracat cephesinde otomotiv sektörü, toplamda 37,2 milyar dolarlık bir ihracat geliri elde ederek olumlu bir performans sergilese de bunun sürdürülebilirliği bir tehdit noktası olarak karşımızda duruyor. Avrupa Birliği’nin regülasyon değişiklikleri ve ana sanayilerden yeni platform ve projeler alamamamız nedeniyle 2025 yılı ihracatımızda %10’luk bir küçülme olacağını ön görüyoruz. Sektörün mevcut durumunu ve geleceğe yönelik atılması gereken adımları her platformda dile getiriyoruz. Otomotiv sektörü doğası gereği bugünü değil, gelecek 2-3 yılı konuşur. Bugün atılan ya da atılmayan adımların yansımaları önümüzdeki yıllarda hissedilecek.
Türkiye’nin dünya genelinde araç üretiminde 12. sıradan 11. sıraya yükselmesi, önemli bir başarı olarak değerlendirilse de bu konumun korunması ve geliştirilmesi için daha büyük hedeflere yönelinmesi gerektiği net bir şekilde görülüyor.
Türkiye’nin iç pazarında yaşanan ithalat oranlarındaki artış oldukça dikkat çekici. 1 milyon 285 bin adetlik iç pazarda, maalesef ithal araçların oranı %70’i bulmuş durumda. Yani yerli üretimin payı giderek azalıyor. Eğer Türkiye olarak daha rekabetçi olmak istiyorsak, 1,5 milyon adetlik iç pazar hedefi ve %70 yerlilik oranını yakalamalıyız. Şu anki tablo, bizim için büyük bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’nin ekonomik büyüklüğüne uygun bir iç pazar yaratılmalı.
2025 yılında dünya genelinde üretimin geçen yılki gibi 92 milyon 500 bin seviyelerinde gerçekleşmesi beklenirken, en büyük ihraç pazarımız olan Avrupa’da geçen yıla göre yüzde 2,6’lık bir düşüş ile 17 milyon 250 bin seviyelerinde üretim olması öngörülüyor. Türkiye’de üretimin 1 milyon 400 bin adede gerileyeceği tahmin edilmekte.
Son 5 yılda 15’incilikten 11’inciliğe kadar yükseldik fakat bu kritik bir eşik. 10 sıraya çıkabilmemiz için üretimimizi 1 milyon 400 binlik rakamlardan 2 milyon 400 binlere çıkarmamız lazım. Bu zorlu süreci aşmak için rekabet gücümüzü artırmalı, stratejik iş birlikleri geliştirerek fırsatları değerlendirmeliyiz
Elektrikli, akıllı ve otonom araçlar, otomotiv sektöründe paradigmayı tamamen değiştirecek bir dönemin başlangıcıdır. Türkiye otomotiv tedarik sanayisi bu dönüşümü yakalamak için öncelikle elektrikli araçlar için batarya üretimi, otonom sistemlere uygun sensör ve yazılım geliştirme gibi yeni teknoloji alanlarına yatırım yapmalıdır.
Çinli BYD’nin Türkiye’de yatırım kararı alması, ülkemiz için bu dönüşümü yakalamak adına büyük bir fırsat sunmaktadır. Bu yatırımla birlikte, yerli firmaların hem BYD ile hem de BYD’ye üretim yapan diğer tedarikçilerle iş birliği yapmaları, teknolojik bilgi birikimini artıracak ve sektörün geleceğe adaptasyonunu hızlandıracaktır. Ayrıca, yeni teknolojilere uyum sağlayamayan firmalar rekabet dışı kalma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Otomotiv tedarikçileri, küresel rekabetin zorlu manzarasında gezinirken, hayatta kalmak için esneklik ve yenilikçiliğe her zamankinden fazla gereksinim duyacak. Jeopolitik küresel ticaret haritası sürekli yeniden çiziliyor. Rekabetin geleceğini tanımlayan jeopolitik güçleri öngörme, analiz etme ve bunlara uyum sağlama yeteneği, önümüzdeki yıllarda giderek daha kritik bir rekabet avantajı kaynağı haline gelecektir.