Gürkan Hüryılmaz
GENEL GÖRÜNÜM
Değerli Meslektaşlarımız,
Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi konusunda üst kurum kimliği ile hareket eden TÜSMOD olarak, SASAYDER ile birlikte “Meslek Odası Yolunda” çalıştayımızı tamamladık. Meslek odaları; mesleklerin kalitesini, güvenilirliğini ve toplumsal değerini koruyan kurumsal güvencelerdir. Çünkü bireysel uygulamaların ötesinde ortak etik kuralların, mesleki standartların ve yetkinlik çerçevelerinin tanımlanmasını sağlarlar. Meslektaşlar açısından oda yapıları; bilgi paylaşımı, sürekli eğitim, sertifikasyon, hak ve sorumlulukların korunması ile kariyer gelişimi için güçlü bir zemin oluşturur ve profesyonelleri yalnız çalışan bireyler olmaktan çıkarıp kolektif bir mesleki kimliğin parçası haline getirir. Üreticiler ve iş dünyası için ise meslek odaları, nitelikli insan kaynağına erişim, standartlaşmış iş yapma biçimleri, etik güvence ve sektörler arası koordinasyon sayesinde daha öngörülebilir, güvenilir ve sürdürülebilir iş ortamı yaratır. Ülke düzeyinde bakıldığında ise meslek odaları; kayıtlı ekonomi, kalite kültürü, uluslararası rekabet gücü, doğru regülasyonların oluşumu ve kamu–özel sektör arasında teknik köprü kurulması açısından kritik rol oynar. Böylece meslek odaları, bireysel mesleki gelişim ile ekonomik kalkınma arasında stratejik bir bağlantı kurarak hem mesleklerin saygınlığını yükseltir hem de ülkenin kurumsal kapasitesine katkı sağlar. Bu bilinç ile oda yolunda tüm paydaşlarımız ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
AA haberine göre; Emtia piyasalarında, önceki haftadan devreden düşüş eğilimi bu hafta boyunca sürerken, haftanın sonuna doğru ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz patikasına ilişkin beklentilerin alımları desteklemesiyle fiyatlardaki gerileme törpülendi. ABD'de hükümetin kısmi kapanmasıyla başlayan hafta, bütçe paketi üzerinde uzlaşmaya varılmasıyla normal işleyişe dönse de tarım dışı istihdam verisinin ertelenmesi nedeniyle iş gücü piyasasına dair net bir tablo oluşmadı. Buna rağmen ABD'de iş gücü piyasasına ilişkin alternatif göstergelerin soğuma sinyalleri vermesiyle ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik faiz indirimi beklentileri yeniden değerlendirildi. Para piyasalarında haziran ayına kadar faiz indirimi beklenmediği yönündeki görüş ağırlığını korurken, hafta sonuna doğru bu beklentide kısmi bir yumuşama görüldü. Bu gelişmeyle birlikte küresel piyasalarda risk iştahında görülen toparlanma, emtia piyasalarını da destekledi. Fed yetkililerinin açıklamaları da yatırımcılar tarafından yakından takip edildi. Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, ekonomiye ilişkin "temkinli iyimser" bir tablo çizerken, verimlilik artışının enflasyonu hedefe yaklaştırabileceğini söyledi. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly ise iş gücü piyasasındaki zayıflamaya işaret ederek, bir ya da iki faiz indiriminin daha gerekebileceğini ifade etti. Piyasada bu mesajlar, "Faiz indirimi kapısı tamamen kapanmadı" algısını destekledi. Jeopolitik tarafta ise hafta boyunca çelişkili sinyallerin etkisi hissedildi. ABD-İran hattında görüşmelerin yeniden başlayacağına ilişkin açıklamalar ve ardından görüşmelerin başlaması risk primini aşağı çekerek petrol tarafında baskı yarattı. Rusya-Ukrayna cephesinde kapsamlı bir esir takası anlaşmasının duyurulması, savaş risklerine ilişkin algıyı bir miktar yumuşattı. ABD-Çin hattında ise ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki telefon görüşmesinin "oldukça olumlu" geçtiği açıklaması, ticaret geriliminin yumuşayabileceği beklentisini güçlendirerek, emtia piyasalarında risk algısını sınırlı da olsa rahatlattı. Analistler, enerji ve tarım emtialarında kalıcı bir rahatlama için Rusya ve Çin kaynaklı belirsizliklerin hala sürdüğünü belirtiyor. Bu gelişmelerin ardından ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,21 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,7 artışla 97,7 seviyesine yükseldi. Değerli metallerde, tamamlanan haftada altın hariç negatif bir seyir izlerken, doların iki haftanın zirvesine yönelmesi ve jeopolitik risk algısının kısmen zayıflaması, güvenli liman talebini sınırlayarak fiyatları hafta boyunca baskıladı. Ancak hafta sonuna doğru Fed'in faiz patikasına ilişkin haber akışı ve jeopolitik risklerin uzun vadede korunacağına yönelik beklentiler, değerli metallerdeki fiyatlamaları yukarı yönlü destekledi. Gümüşün ons fiyatı, tamamlanan haftada 64 dolar seviyelerine gerileyerek 17 Aralık 2025'ten bu yana en düşük seviyeyi gördü. Analistler, gümüşteki sert hareketlere dikkati çekerken, piyasada yüksek kaldıraçlı pozisyonların çözülmesi ve marj tamamlama amaçlı satışların düşüş dalgasını büyüttüğünü kaydetti. Oynaklığın yüksek seyretmesi ve pozisyon azaltma eğiliminin yükselişin hızını sınırladığına işaret eden analistler, kısa vadede dalgalı seyrin sürebileceğini belirtiyor. Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar altında yüzde 2,4 değer kazanırken, platinde yüzde 3,7, gümüşte yüzde 6,5 ve paladyumda yüzde 1 değer kaybetti. Baz metaller tamamlanan haftada negatif bir seyir izledi. Bakır tarafında, Londra depolarındaki stok artışları ve yaklaşan Çin Yeni Yılı tatili öncesinde talebin yavaşlayabileceği beklentisi fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Çin'in stratejik bakır rezervlerini artırma planı gibi olumlu başlıkların ise kısa vadede fiyatlamalara yansıması sınırlı kaldı. Bazı metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar çinkoda yüzde 0,8, bakırda yüzde 1, nikelde yüzde 2,1, alüminyumda yüzde 0,2 ve kurşunda yüzde 1,9 geriledi. Petrol fiyatları, hafta boyunca dalgalı bir seyir izledikten sonra haftayı düşüşle tamamladı. ABD-İran hattında yumuşama sinyalleri ve küresel petrol arzının ilk çeyrekte fazla verebileceği beklentileri fiyatları baskılarken, Orta Doğu'da tansiyonun yeniden yükselmesi fiyatlardaki düşüşü törpüledi. Trump'ın "İran ile ciddi şekilde konuşuyoruz" açıklaması ve Hürmüz Boğazı'nda gerilimin azaldığına ilişkin haberler risk primini düşürürken, dolardaki güçlenme de petrolün diğer para birimleriyle alımını pahalılaştırarak talebi sınırlayıcı etki yaptı. Buna karşın hafta ortasında ABD donanmasının İran'a ait bir insansız hava aracını düşürmesi ve Hürmüz Boğazı'nda bir ABD tankerine İran botlarının yaklaştığına dair haber akışı, arz kesintisi endişelerini artırarak fiyatları destekledi. Amerikan Petrol Enstitüsü (API) verilerine göre ABD ham petrol stoklarının 11 milyon varilden fazla azaldığına yönelik haber akışı da fiyatları destekleyen unsurlar arasında yer aldı. ABD ile Hindistan arasında duyurulan ticaret anlaşmasının küresel enerji talebini artırabileceği beklentisi de yukarı yönlü hareketi besledi. Doğal gaz tarafında ise hava koşullarının mevsim normallerine dönmesi ve üretimin rekor seviyelere çıkmasıyla fiyatlar değer kaybetti. Ocak ayındaki kutup soğuklarının ardından donma nedeniyle devre dışı kalan bazı kuyuların yeniden üretime geçmesi arzı artırırken, talebin gelecek haftalarda beklentilerin altında kalacağı öngörüsü fiyatlar üzerinde baskı kurdu. Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 3 düşerken, New York Ticaret Borsası'nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 27,5 değer kaybetti.
Dünya haberine göre; Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, ABD, Çin ve Avrupa ekonomilerinin beklenenden iyi performansı, tarifelerdeki dalgalanmaların öngörülenden daha sınırlı etkileri, enflasyondaki durgunlaşma ve yapay zekâ yatırımlarının desteğiyle küresel ekonomik büyümenin gelecek iki yılda istikrarlı bir şekilde sürmesinin beklendiğini söyledi. Dünya Bankası’nın 13 Ocak'ta yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nun bulgularını değerlendiren Köse, dünya ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerinde yapılan yukarı yönlü revizyonları "iyi haber" olarak nitelendirdi. Bankanın küresel ekonomik büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 2,4'ten yüzde 2,6'ya, gelecek yıl için ise yüzde 2,6'dan yüzde 2,7'ye yükseltmesinin arkasındaki nedenlere dikkat çeken Ayhan Köse, ABD, Çin ve Avrupa ekonomilerinin beklenenden daha iyi bir performans sergilediğini ifade etti. Köse, gümrük tarifelerindeki dalgalanmalar ve uluslararası ticarette yaşanan belirsizliklerin büyüme üzerindeki etkisinin öngörülenden daha sınırlı kaldığını belirterek, "Uluslararası tedarik zincirleri beklenenden çok daha dirençli çıktı" dedi. Enflasyondaki durgunlaşmayla birlikte finansal koşulların daha elverişli bir görünüm sergilediğine dikkati çeken Köse, bazı ülkelerde yapay zekâya yönelik yatırımların artmasının da büyümeyi desteklediğini vurguladı. Köse, "Şimdi bu kalıcı mı yoksa geçici mi, bunu bu yıl göreceğiz. Fakat iyi olan haber, büyümeyi yukarıya çektik ve önümüzdeki iki yılda büyümenin stabil bir şekilde devam etmesini bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklere değinen Köse, şöyle devam etti: "En önemli üç riskten birincisi, uluslararası ticarette gördüğümüz özellikle gümrük vergileri üzerindeki sık değişiklikler, büyük ülkeler arasında bu konudaki ciddi tartışmalar ve bunun yarattığı ciddi bir belirsizlik ortamı. Bunun yatırımlara, iş gücü piyasalarına olan etkisi bizi düşündürüyor. İkinci önemli nokta, finansal şokların yeniden ortaya çıkabilme beklentisi ve ne şekilde gelişeceği. Üçüncü önemli nokta da birçok ülkede ciddi bir borç problemi var. Eğer finansal piyasalarda rüzgar tersine dönerse, bu borcun geri ödenebilirliği konusunda çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilir." Köse, gelişmekte olan ülkelerde borç sorununun ciddi boyutlara ulaştığını, bu problemin gelişmiş ülkelerde de görüldüğünü ancak bu ülkelerin borç taşıma kapasitelerinin daha yüksek olduğunu ifade etti. Özellikle düşük gelirli ülkelerde borç yükünün pandemiden sonra daha da arttığına dikkati çeken Köse, borç artışının bu dönemde hız kazandığını söyledi. Köse, ülkelerin borç problemine karşı ciddi orta vadeli mali program oluşturmasının önemine işaret ederek, "Bu programın gelirler tarafının çok kuvvetli olması lazım. Gelirleri artırıcı önlemlerin alınması gerekiyor. Öteki tarafta harcamalar konusunda da verimliliğin artırılması çok önemli" dedi. Çalışmaların güven ortamı içerisinde yapılması için şeffaflığın da önemli olduğunu belirten Köse, bu mali programların makro ihtiyati ve finansal politikalarla desteklenmesi gerektiğini aktardı. Küresel enflasyona ilişkin görüşlerini de paylaşan Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, "Dünya genelinde geçtiğimiz yıl enflasyonda hafif bir düşüş trendi gördük ve bunun devam etmesini bekliyoruz" ifadesini kullandı. Enflasyondaki yavaşlamanın nedenlerinden bahseden Köse, şöyle konuştu: "Bunun çeşitli nedenleri var. Emtia piyasalarında fiyatlar bazı konularda çok oynak ama özellikle enerji fiyatlarında bir düşüş görüyoruz. İş gücü piyasalarında bir yumuşaklık var. Bunun fiyatların üzerinde ters baskısı var. Birçok ülkede de para politikası hala ciddi şekilde enflasyonla mücadele üzerine kurulmuş durumda. Bu tip bir ortamda enflasyondaki düşüşün devam etmesi normal. Şimdi bu kalıcı mı, değil mi? Bunu tabii ki görmemiz lazım. Fakat önemli olan, para politikasını ciddi şekilde ayarlamak ve enflasyonist şoklar ortaya çıktığı zaman da bu şoklara karşı ciddi şekilde yanıt verebilmek." Köse, iş gücü piyasası açısından da gelecek 10 yılın çok önemli olduğuna dikkati çekerek, bu süreçte gelişmekte olan ülkelerde 15-24 yaş arasındaki 1,2 milyar gencin iş gücüne katılmasının beklendiğini aktardı. Köse, geçen 25 yılda gelişmekte olan ülkelerde istihdam yaratma hızında kaydedilen ilerlemenin yeterli olmadığını, bu hızın gelecek 10 yılda aynı şekilde devam etmesi halinde büyük bir işsizlik sorunuyla karşılaşılacağı uyarısında bulundu. Köse, yapay zekadaki gelişmelere de işaret ederek, "Yapay zekayı böyle çok kestirme bir şekilde değerlendirmemiz zor. Bir yanda yapay zeka çok yeni işler yaratabilir, yeni iş alanları açabilir. Öteki tarafta kısa dönemde bazı işlerin kaybolmasına neden olabilir. Burada hükümet politikalarının devreye girmesi gerekiyor. Dijital altyapının kurulması ve bu yeni nesillerin iyi bir şekilde gerekli eğitimi alarak, gerekli nicelikleri kazanarak iş dünyasına katılması lazım" ifadelerini kullandı.
Tüm bu gelişmeler altında, emtia fiyat analizleri aşağıdaki şekilde ele alınmıştır.
Selamlarım ve saygılarımla…
Metal-Demir-Çelik:
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Bakır fiyatları Ocak ayını %6.93’lük artış ile 13.369 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Bakır Stokları ise aynı ay için %18.69’luk artış gösterdi. BloombergHT haberine göre; Bakır fiyatları yüzde 5’ten fazla yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Güçlü rallinin sürmesinde, yatırımcıların arzın sıkılaşacağı ve ABD dolarının zayıflayacağı beklentisiyle metallere yönelmesi etkili oldu. Londra Metal Borsası’nda (LME) gösterge niteliğindeki üç aylık bakır vadeli kontratları ton başına 13.965 dolara kadar yükselirken, yıl başından bu yana kazançlar yaklaşık %12’ye ulaştı. Emtia piyasaları yeni yıla hızlı bir giriş yaptı. ABD dolarındaki düşüş, reel ve fiziki varlıklara artan talep ve Trump yönetiminin daha sert bir dış politika izlemesiyle yükselen jeopolitik gerilimler bu yükselişi destekledi. Investing haberine göre; bu hareket fiyatları tarihi normların oldukça üzerine iten fiziksel, finansal ve politika kaynaklı faktörlerin bir kombinasyonunu yansıtıyor. Yükselişin itici güçlerinden biri büyük bakır madenlerindeki arz kesintileri oldu. Brackett, Kamoa-Kakula ve Grasberg gibi varlıklardaki operasyonel sorunların geçen yıl boyunca yüksek fiyatlara katkıda bulunan faktörlerden biri olduğunu belirtiyor. İkinci faktör ise artan finansal spekülasyon oldu. Brackett, net vadeli işlem pozisyonlarının "şu anda yüksek seviyelerde" olduğunu belirtirken, üçüncü ve en belirgin itici gücün ABD’nin stok biriktirmesinden kaynaklanan ek talep olduğunu vurguluyor. Tüccarlar, 2027 Ocak ayından itibaren %15 olması ve muhtemelen 2028 Ocak ayına kadar %30’a yükselmesi beklenen rafine bakıra yönelik olası ABD tarifelerini öngörerek stok biriktiriyor. Dünya haberine göre; Goldman Sachs Research, 2026 yılının ilk yarısına yönelik bakır fiyat tahminini yükseltti. Ancak banka, ABD’nin rafine bakıra uygulamayı planladığı tarifelere ilişkin netliğin sağlanmasının ardından, küresel arz fazlasının yeniden fiyatlamalara konu olacağı ve yılın ilerleyen dönemlerinde bakır fiyatlarının düşeceği görüşünü koruyor. Goldman Sachs’ın temel senaryosuna göre, ABD’nin rafine bakıra yüzde 15 oranında bir tarife kararını 2026 ortasında açıklaması ve uygulamanın 2027 yılında başlaması öngörülüyor. Raporda, tarife kararının açıklanmasında ya da uygulamaya geçilmesinde yaşanabilecek olası bir gecikmenin, 2026 boyunca bakır fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olabileceği vurgulandı. Goldman Sachs Research analisti Eoin Dinsmore, tarife belirsizliğinin ortadan kalkmasıyla birlikte yatırımcıların yeniden küresel arz fazlasına odaklanacağını ve bunun fiyatlar üzerinde baskı yaratacağını belirtti. Dinsmore, “Bu yükselişin son aşamalarında olmamız oldukça muhtemel. Ancak ABD ekonomik büyümesi, yapay zeka yatırımları ve ABD’deki stoklama eğilimi önümüzdeki aylarda fiyatları desteklemeye devam edebilir. Buna karşın, bakırda 13 bin doların üzerindeki seviyelerin kalıcı olmasını beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu. BMI uzmanları ise enerji geçişi talebi, elektrikli araç benimsenmesi, şebeke iyileştirmeleri ve yapay zeka ve veri merkezlerinden kaynaklanan artan güç tüketimiyle desteklenen bakır fiyatlarının en az 2026 ortalarına kadar yıllık ortalama 11.900 ABD doları/ton ile yüksek seviyelerde kalmasını bekliyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Alüminyum fiyatları Ocak ayında %4.77’lik yükseliş ile 3.109 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Alüminyum Stokları ise aynı ay için %3.13’lük azalış gösterdi. Reuters haberine göre; Goldman Sachs, 2026 yılının ilk yarısı için Londra Metal Borsası'ndaki alüminyum fiyat tahminini ton başına 2.575 dolardan 3.150 dolara yükseltti. Yatırım bankası, küresel piyasanın dengeli olduğunu ve patlayıcı bir üretim artışına yol açmadığını belirtti. Goldman Sachs ayrıca 2026 yılının dördüncü çeyreği için tahminini 2.350 dolardan 2.500 dolara yükseltirken, 2027 yılı için tahminini 2.400 dolarda tuttu. Goldman, 2026 yılı fazlası tahminini 1,1 milyon tondan 0,8 milyon tona revize ederken, 2027 yılı fazlasını 1,6 milyon tonda sabit tuttu. Ayrıca, güneş paneli arzının artacağını ve Çin'de talebin azalacağını öngörerek 2028 yılı tahminini 2,3 milyon tona yükseltti. Küresel alüminyum piyasası 2026’ya girerken yapısal bir sıkılıkla karşı karşıya. Arz esnekliği azalırken talep de özellikle elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve altyapı yatırımları gibi uzun vadeli trendlerle güçlü kalıyor, bu da fiyatları destekliyor. Çin’in yaklaşık 45 milyon ton kapasite sınırı ve enerji ile çevre düzenlemeleri, arz artışını sınırlarken, Avrupa ve diğer bölgelerde yüksek enerji maliyetleri üretim esnekliğini zayıflatıyor ve piyasayı yapısal açığa doğru itiyor. 2026 için birçok tahmin ortalama fiyatın 2.700–2.900 USD/ton aralığında seyredeceğini, bazı durumlarda ise yapısal sıkılığın devamı halinde 3.000 USD/ton civarını test edebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede, alüminyum fiyatlarının 2026’da da güçlü temellerle destekleneceği öngörülüyor, arz tarafındaki sınırlamalar fiyat tabanını güçlendirirken talepteki yeni dinamikler yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Nikel fiyatları Ocak ayını %6.37’lik artış ile 17.530 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Nikel Stokları ise aynı ay için %12.20’lik artış gösterdi. Outokumpu paslanmaz çelik Şubat 2026 prim fiyatlarını; 430 kalite için 2 EUR/ton artış, 304 kalite için 199 EUR/ton artış ve 316 kalite için 303 EUR/ton artış ile açıkladı. Yurtdışı kaynaklı haberlere göre; Goldman Sachs ve Macquarie, Endonezya'dan gelen üretim kısıtlamaları sinyallerinin ardından cevher arzının daralacağı beklentisiyle, 2026 yılı için nikelin ortalama fiyat tahminlerini yükseltti. Goldman Sachs, 2026 nikel fiyat tahminini ton başına 14.800 dolardan 17.200 dolara çıkardı. Şirket ayrıca, cevher arzındaki daralmanın piyasayı desteklemesiyle fiyatların 2026 yılının ikinci çeyreğinde yaklaşık 18.700 dolara ulaşabileceğini belirtti. Macquarie ise Londra Metal Borsası'ndaki ortalama nikel fiyat tahminini 2026 yılında ton başına 15.000 dolardan 17.750 dolara yükseltti. Macquarie, Endonezya'nın sıkılaştırılmış arz politikalarının net etkisinin, küresel nikel piyasası dengesi tahmininde bir revizyona yol açtığını ve önceki 250.000 tonluk fazlalık tahminini 90.000 tonluk fazlalığa düşürdüğünü belirtti. S&P Global Energy CERA, Endonezya'nın üretim kesintisinin nikel piyasasını bu on yılın sonlarına doğru fazla arzdan açık arza doğru kaydırabileceğini öngörüyor. Endonezya cevher kalitesinin düşmesiyle maliyet eğrisi yukarı kaydı ve HPAL projeleri, daha yüksek kükürt maliyetleri nedeniyle artan sermaye harcamaları ve işletme maliyetleriyle karşı karşıya kaldı. Ayrıca, 20.000 ABD dolarının üzerinde, bazı Avustralya nikel işletmeleri tekrar finansal olarak uygulanabilir hale geliyor. BMI, nikel fiyatlarının ortalama 15.800 ABD doları/ton olacağını tahmin ediyor.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Çinko fiyatları Ocak ayını %9.14’lik artış ile 3.343 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Çinko Stokları ise aynı ay için %2.21’lik artış gösterdi. Stockhead haberine göre; Çinko, baz metaller arasında pek sevilmeyen bir metal olabilir, ancak geçen hafta sessiz sedasız üç yıllık zirvesine ulaştı. Bazı diğer baz metallerde, özellikle bakırda görülen büyük manşet kazançları ve rekor yüksek seviyelerin aksine, çinko sessiz bir başarı gösterdi. ABD gümrük vergilerinin açıklanmasının ardından Nisan 2025'te ton başına yaklaşık 2500 ABD doları seviyesine kadar düşmüştü, ancak o zamandan beri istikrarlı bir şekilde yükselerek 3400 ABD dolarını aştı. Geçen ay Citi, çinko için üç aylık fiyat tahminini 300 ABD doları artırarak 3300 ABD dolarına ve 2026 tahminini 150 ABD doları artırarak 3000 ABD dolarına yükseltti. Bankanın %30 olasılık atadığı iyimser senaryosuna göre, çinko bu yıl ortalama 3400 ABD doları/ton olacak. Blue Ocean Equities kıdemli analisti Richard Close, Stockhead'e verdiği demeçte çinkonun en ilginç baz metallerden biri olduğunu düşündüğünü söyledi. “Yaklaşık olarak arz-talep dengesinde olduğu için, gümüş, altın, bakır veya kalayda olduğu gibi çinko için aşırı iyimser bir senaryo yok ve bence bu istikrar gerçekten hoşuma gidiyor,” dedi. Close, son iki yılda yaşanan ciddi çinko konsantresi kıtlığına dikkat çekti ve bu durumun mevcut yılın ilk yarısında istikrara kavuşacağını belirtti. Close'un temel senaryo çinko fiyatı 3000 ABD doları/ton.
Londra Metal Borsası (LME) verilerine göre Kurşun fiyatları Ocak ayını %0.18’lik azalış ile 1.957 dolar/ton seviyelerinde kapatırken, LME Kurşun Stokları ise aynı ay için %15.03’lük azalış gösterdi. Aynı dönem için LME Kalay fiyatları %31.95’lik artış ile 53.900 dolar/ton olurken, LME Kalay stokları %30.90’lık artış gösterdi. Investing haberine göre; Zayıf dolar ve Şili’deki maden kesintileri bakır fiyatlarını bir haftalık zirvelere taşırken, kalay ise spekülatif alımlar ve arz kısıtlamalarına rağmen rekor seviyelerden geriledi. Kalaydaki bu hareketler, özellikle Endonezya’dan kaynaklanan arz sıkıntıları ve spekülatif alımlarla ilişkilendirildi. Endonezya Kalay İhracatçıları Birliği’ne göre, ülkenin 2026 yılı kalay madenciliği üretim kotasının yaklaşık 60.000 metrik ton olarak belirlenmesi bekleniyor. Bu tahmin, küresel kalay fiyatlarını istikrarlı tutma amacıyla yapıldı. Birliğin başkanı Harwendro Adityo Dewanto, Çarşamba günü yaptığı açıklamada kotaların onay sürecinin devam ettiğini belirtti. Maden zengini Endonezya’daki tüm madenciler, yıllık ne kadar üretim yapacaklarını belirleyen ve hükümet onayına tabi olan yıllık üretim planlarını (RKAB) sunmak zorundalar. Harwendro, "Görünüşe göre küresel kalay fiyatını istikrarlı tutmak için bu yılın RKAB’ı yaklaşık 60.000 ton olacak" dedi. Birlik, Endonezya’nın 2025 yılı için 53.000 tonluk bir kalay üretim kotasını onayladığını, bir yıl önceki üretimin ise yaklaşık 45.000 ton olduğunu ekledi.
Demir Cevheri fiyatları, Ocak ayında %0.93’lük azalış göstererek 106 dolar/ton seviyesine geriledi. LME Çelik Hurda CFR Türkiye (Platts) fiyatları Ocak ayında %1.61’lik artış kaydederken, son 12 aylık değişimi %9.84 artış yönlü oldu. LME İnşaat Çeliği FOB Türkiye (Platts) fiyatları ise Ocak ayında %0.73 oranında azalırken, son 12 aylık değişim ise %0.70 artış yönlü oldu. Investing haberine göre; Demir cevheri, soğuyan talep ve yeterli arz ortamında diğer metaller kompleksinin gerisinde kaldı. Ancak Morgan Stanley analistleri, hala yüksek fırınları destekleyen çelik üretim karması ve daha yüksek fiyat tabanı oluşturan maliyet baskıları nedeniyle görünümün dirençli olduğunu söylüyor. Çin’in çelik üretimi zayıflarken deniz yoluyla arz artış gösterdi. Çin’in ham çelik üretimi 2025’te yaklaşık %5 düştü. Ancak bu düşüş çoğunlukla hurda bazlı elektrik ark ocaklarında yoğunlaştı. Bu durum demir cevheri talebine etkiyi sınırladı. Yüksek fırınlara ve demir cevherine dayanan pik demir üretimi yıllık bazda sadece %2 düştü. Demir cevheri talebi, manşet çelik verilerinin önerdiğinden daha istikrarlı bir seyir izledi. Bu dinamik, daha yüksek ithalatın emilmesine yardımcı oldu. Çin’in demir cevheri ithalatı 2025’te %2 arttı. Buna rağmen liman stokları sadece yılın sonlarında artış gösterdi. Morgan Stanley, 2026’da çelik üretimi üzerinde daha fazla baskı bekliyor. Ancak üretim karmasının demir cevheri bazlı çeliği desteklemeye devam etmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor. Arz tarafında deniz yoluyla erişilebilirlik güçlü kalmaya devam ediyor. Avustralya, Brezilya ve Güney Afrika’dan sevkiyatlar 2025’te %2,2 veya yaklaşık 30 milyon ton arttı. Gine’nin Simandou madeninden ilk kargolar da Çin’e ulaştı. Bununla birlikte, Çin’in yüksek maliyetler nedeniyle yerli demir cevheri üretimi 2025’te %2,8 düştü. Hindistan’ın ihracatı da azaldı. Morgan Stanley, küresel maliyet eğrisinin 90’ıncı yüzdeliğini ton başına yaklaşık 80 dolar olarak tahmin ediyor. Neredeyse 60 milyon tonluk arz ton başına 100 doların üzerinde yer alıyor. Daha yüksek petrol fiyatları ve zayıf ABD doları maliyetleri daha da artırabilir. Morgan Stanley, demir cevheri fiyatlarının 2026’da ortalama ton başına yaklaşık 100 dolar olacağını öngörüyor. Piyasa fazlaya geçerken üçüncü çeyrekte ton başına 95 dolar civarında bir dip bekleniyor. Morgan Stanley’nin 2026 ve 2027 tahminleri, maliyet desteğini ve Çin’in ortak satın alma grubunun daha fazla katılımı nedeniyle kısmen düşük oynaklık beklentilerini yansıtarak konsensüsten %2 ila %3 daha yüksek kalıyor. Demir cevheri ince %62 Fe CFR son bir yılda %3 düştü.
Plastik ve Kauçuk:
Chemorbis haberlerine göre; Türkiye’nin toplam polimer ithalatı 2025 yılında yeni bir rekor kırdı. ChemOrbis İstatistik Sihirbazı’nın verilerine göre ülke yıl boyunca yaklaşık 6.3 milyon ton ithalat yaparak, 2023’teki 6.2 milyon tonluk önceki rekoru geride bıraktı. Miktar, 2024’e kıyasla %5’lik bir artışı işaret etti. İthalattaki bu yeni zirve, özellikle 2025 yılının ortalarında iyileşen makroekonomik ortamla örtüştü; bu dönemde GSYH büyümesi, ilk çeyrekteki %2’lik ılımlı artışın ardından ikinci çeyrekte yıllık bazda hızlanarak %4.8 oldu ve üçüncü çeyrekte %3.7 seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılı, Türkiye’nin poliolefin piyasalarında beklentiler doğrultusunda artışlarla başladı. Orta Doğu ve Rusya gibi başlıca tedarik bölgelerinden gelen sınırlı arz, yılın başındaki zamların ana itici gücü olurken, işlemler genellikle yaklaşık 20$/tonluk artışları yansıttı. Mevcut durumda, düzenli PP ve PE tedarikçilerinin artan hammadde maliyetleri ve süregelen sıkışık arz koşullarını gerekçe göstererek Şubat ayı için ilave zam taleplerinde bulunmaları bekleniyor. Avrupa PE piyasaları, etilen kontratındaki 15€/tonluk artışın ardından yükseliş eğilimini üçüncü aya taşıyarak Şubat ayına daha güçlü bir başlangıç yaptı. Bölgedeki üreticiler, devam eden marj iyileştirme çabalarını ve bazı türlerde görülen sıkışıklığı gerekçe göstererek monomer zammının ötesinde artışlar talep ediyor. Suudi Arabistanlı bir üretici, Vietnam’a Mart ayı PE tekliflerini peş peşe ikinci ayda da zamlarla açıkladı. YYPE film, LAYPE filme kıyasla daha büyük bir artış gördü. Aralık ortasındaki taban seviyelerin ardından, Hindistan’da yurtiçi PP ve PE piyasaları güçlü bir toparlanmaya geçti. Artan maliyetler ve sıkışan arz-talep dengesiyle yönlenen piyasalar, altı ardışık fiyat artışıyla belirgin bir yükseliş ivmesi kazandı. Poliolefin piyasasında Şubat ayında sınırlı fiyat artışları gözlendi; alıcı direnci ve zayıf talep, yukarı yönlü hareketi kısıtladı. Fiyatlar, Ocak ayı sonuna kıyasla yaklaşık $10-20/ton artışla değerlendirildi; yerel PP teklifleri ise aylık bazda $20-30/ton daha yüksek bildirildi. Tüccarlara göre, önde gelen bir Endonezyalı üretici, yurtiçi PP ve PE tekliflerine ilave zamlar uyguladı. Üreticinin süregelen fiyatlandırma politikası, güçlü seyreden talep ile destekleniyor. Avrupa stirenik piyasaları, üreticilerin PS ve ABS zincirleri genelinde keskin şekilde artan hammadde maliyetlerini fiyatlara yansıtmaya yönelmesiyle Şubat ayına daha güçlü bir zeminde başladı. Bu toparlanma, ABS’teki uzun süreli düşüşün ardından gelirken, PS’te ise kademeli bir iyileşme halihazırda sürüyordu. Ancak piyasa oyuncuları, zayıf talep ve süregelen ithalat baskısı ortamında açıklanan zamların ne ölçüde çalışacağı konusunda temkinli kalmayı sürdürüyor. Hindistan’ın 2026 Birlik Bütçesi altyapıda ciddi büyüme hedefliyor; bu hamle polimer talebini artırabilir. Hindistan Maliye Bakanı 1 Şubat’ta 2026 Birlik Bütçesi’ni sunduğunda, petrokimya sektörü arz fazlasıyle ağırlaşan piyasayı kıracak bir katalizör arıyordu. Cevap, INR12.2 trilyon ($133.1 milyar) ile rekor seviyede bir sermaye harcaması tahsisatında geldi; devlet, polimer talebinde başrolü üstleniyor. Ocak ayında son yılların en düşük seviyelerden toparlanmayı başaramayan Avrupa PVC piyasaları, Şubat ayına artan etilen kontratı ve üreticilerin yenilenen marjları toparlama çabalarının desteğiyle, temkinli istikrar sinyalleriyle girdi. Yine de, arz fazlası, zayıf talep ve süregelen ithalat baskısının satıcıların fiyatlama gücünü sınırlamaya devam etmesi nedeniyle toparlanma sığ kalıyor.
Enerji ve Petrol:
Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ), internet sitesinde Şubat ayı için doğalgaz satış tarifesi yayımlanmadı. En son 2 Temmuz 2025 tarihinde fiyat güncellemesi yapan BOTAŞ’ın fiyat açıklamaması Şubat ayı için de tarifede bir değişiklik olmayacağı şeklinde yorumlandı. Elektrik fiyatları için EPDK tarafından Aralık ayı için de yeni bir bildirim yapılmadı. Son bildirim 27 Mart’ya yapılmış ve 5 Nisan’dan itibaren geçerli tarife tabloları açıklanmıştı. EuroNews haberine göre; Avrupa’da elektrik ve gaz fiyatları ciddi ölçüde değişiyor. PPS’e göre düzeltildiğinde, Orta ve Doğu Avrupa’daki haneler daha ağır bir mali yük taşıyor. Avrupa'da konut enerji fiyatları, Rusya'nın 2022 başında Ukrayna'yı işgalinin ardından sert biçimde yükseldi. Hanehalkı Enerji Fiyat Endeksi'ne (HEPI) göre, yaklaşık bir yıl sonra dengelense de kriz öncesi seviyelerin üzerinde kalmaya devam ediyor. Enerji maliyetleri, bütçelerinin daha büyük bir bölümünü bu kaleme ayıran düşük gelirli haneler için çok daha belirleyici. Eurostat'a göre AB'de elektrik, gaz ve diğer yakıtlar hanehalkı harcamalarının ortalama yüzde 4,6'sını oluşturuyor. Fiyatlar, Energie-Control Austria, MEKH ve VaasaETT tarafından derlenen HEPI verilerine göre Avrupa genelinde büyük farklılıklar gösteriyor.
Dünya haberine göre; Yüksek arz ve zayıf talep beklentilerine, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip Venezuela'da arzın yeniden devreye girebileceğine yönelik beklentilerin eklenmesi 2026'nın başında fiyatları aşağı çekerken, İran merkezli risklerle fiyatların 55-65 dolar bandında dengeleneceği öngörülüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ocak'ta Venezuela'ya yönelik askeri müdahalesinin ardından Washington'un ülkenin petrol sektörünü ABD'li şirketlere açma ve arzı yeniden devreye alma mesajları, piyasalarda aşağı yönlü baskıyı güçlendirdi. Buna karşın, Trump'ın İran'daki gelişmelere bağlı olarak askeri seçenekleri gündeme getirdiğine yönelik haber akışı ve İran’la ticaret yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi uygulama kararı fiyatları yukarı yönlü destekledi. Yılın ilk haftasını 60,73 dolarla tamamlayan Brent petrolün varil fiyatı, 16 Ocak'la biten haftayı ise yüzde 4,8 artışla 63,63 dolarla kapattı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Londra Enerji Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü, 2026'ya girerken petrol piyasasının klasik arz-talep denkleminden ziyade risk algısıyla fiyatlandığını söyledi. Öğütçü, piyasaların aynı anda iki zıt kuvvetin etkisinde olduğunu belirterek, "Venezuela fiyatları aşağı iterken, İran fiyatı doğrudan yukarı çekmese bile oynaklığı belirgin biçimde artırıyor. Bu nedenle 2026'yı tek bir Brent rakamıyla değil, bir senaryo bandıyla okumak gerekiyor." dedi. Venezuela cephesinde son dönemdeki en somut gelişmenin, büyük ticaret şirketlerinin ülke ham petrolünü yeniden Asya pazarına yönlendirmesi olduğunu ifade eden Öğütçü, Vitol ve Trafigura gibi şirketlerin Venezuela ham petrolünü Hindistan ve Çin rafinerilerine pazarlamaya başladığını, bu sürecin ise ABD onay çerçevesinde ilerlediğini anlattı. Öğütçü, İran tarafında bunun tersine bir tablo bulunduğunu vurgulayarak, protestoların yarattığı siyasi stres, artan yaptırım baskısı ve lojistik kaygıların, piyasaya arz kesintisi ihtimali olarak yansıdığını söyledi. Ayrıca, İran'ın denizde bekleyen (floating storage) petrol miktarının 166-170 milyon varil ile rekor seviyelere çıktığını vurgulayan Öğütçü, bu durumun bir yandan kısa vadeli bir "tampon" olarak görüldüğünü, diğer yandan satılamayan varil algısını güçlendirerek belirsizliği artırdığını aktardı. Öğütçü, bu senaryoları önemli kılan unsurun, OPEC üretimine ilişkin son anketlerin, Aralık 2025'te İran ve Venezuela kaynaklı üretim düşüşlerine işaret etmesi olduğunun altını çizerek, "2026 başında 'hızlı arz artışı' varsayımı şimdilik temkinli okunmalı. Bu nedenle 2026 için akılda tutulması gereken temel cümle şu: Venezuela fiyat seviyesini aşağı çekebilir, İran ise oynaklığı yukarı taşır." dedi. Bu çerçevede Brent petrol için üçlü fiyat bandının öne çıktığını ifade eden Öğütçü, "Düşük senaryoda Brent petrol varil başına 45-55 dolar aralığında seyredebilir. Bu görünümde küresel arz fazlasının belirginleşmesi, Venezuela'dan gelen ilave hacimlerin piyasaya kesintisiz akması ve İran’da tansiyonun düşmesi etkili olur." değerlendirmesinde bulundu. Öğütçü, baz senaryoda piyasanın yapısal arz fazlası ile potansiyel arz şoku arasında gidip geleceğine dikkati çekerek, "Baz senaryoda fiyatlar varil başına 55-65 dolar bandında dengelenir. Venezuela kaynaklı arz artışı fiyatları aşağı yönlü baskılar, İran’a ilişkin risk primi ise dönemsel geri gelir." diye konuştu. Yüksek senaryoda ise fiyatların varil başına 70-85 dolar varil aralığına taşınacağını belirten Öğütçü, İran'da iç gerilim ve dış baskının ihracat zincirine fiilen zarar vermesinin, tarife ve ikincil yaptırımların etkisinin büyümesinin ve Hürmüz Boğazı ile Orta Doğu'daki güvenlik endişelerinin fiyatları yukarı taşıyan ana unsurlar olduğunu ifade etti. Investing haberine göre; Goldman Sachs Commodities Research, yayımladığı son raporda, güçlü arz koşulları nedeniyle petrol fiyatlarının bu yıl ve 2026’ya girerken aşağı yönlü bir eğilim izleyebileceğini bildirdi. Bankanın üç analistinin imzasını taşıyan bültende, artan küresel petrol stoklarının piyasanın dengelenebilmesi için 2026’da petrol fiyatlarında düşüş gerektirebileceği, ancak büyük arz kesintileri ya da OPEC kaynaklı üretim kısıntılarının bu görünümü bozabileceği ifade edildi. Raporda, devam eden arz dalgasının piyasayı günlük 2,3 milyon varil civarında fazla arzla bıraktığı belirtildi. Goldman Sachs, 2026 yılı için ortalama Brent petrol fiyatını varil başına 56 dolar, WTI petrol fiyatını ise 52 dolar seviyesinde öngördü. Buna karşın, jeopolitik gelişmelerin fiyatlarda dönemsel dalgalanmalara yol açmaya devam edeceği vurgulandı.
Döviz Kurları:
TCMB 30 Ocak 2026 kapanış verilerine göre, USD döviz satış kuru Ocak ayında %1.16’lık artış ile 43,42 TL; EUR döviz satış kuru %2.81’lik artış ile 51,79 TL oldu. EUR/USD paritesi ise %1.63 artış ile 1.1928 seviyesine yükseldi.. Buna göre 2026 yılında EUR ve USD ortalama kur artışı %1.98 olarak gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ocak Piyasa Katılımcıları Anketine göre; katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bu anket döneminde 51.17 TL olmuştur. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 51.08 TL iken, bu anket döneminde 51.89 TL olarak gerçekleşmiştir. AA haberine göre; Commerzbank Kıdemli Ekonomisti Marco Wagner, ECB'nin para politikası toplantısının oldukça sıradan geçmesinin beklendiğini belirtti. Yılın geri kalanında neredeyse faiz indirimi beklenmediğini ifade eden Wagner, avro/dolar paritesinin 1,18 seviyesini aştığına dikkati çekti. ECB'nin cari yıl için yaptığı projeksiyonlarda avro/dolar paritesinin 1,16 civarında olacağını tahmin ettiğini aktaran Wagner, "Eğer avro güçlü kalır ve dolar zayıflarsa, bu durum ECB'nin ekonomik ve enflasyon projeksiyonlarını kademeli olarak etkileyebilir. Bu bağlamda, ECB Yönetim Kurulu üyelerinin bu piyasa hareketlerini nasıl değerlendireceği henüz belli değil." dedi. Rabobank Kıdemli Makrostratejisti Bas van Geffen de ECB'nin 2026 yılına kadar faiz oranlarını sabit tutacağı öngörüsünde bulundu. Geffen, "Avronun değer kazanması sözlü müdahalelere yol açabilir ancak avronun bir başka faiz indirimi gerektirecek düzeye gelmeden önce oldukça fazla değer kazanabileceğini düşünüyoruz." ifadesini kullandı. Natixis Avrupa Makroaraştırma Bakanı Başkanı Alain Durre de ECB'nin şubat ayı toplantısında faizleri sabit bırakacağı öngörüsünde bulundu. Durre, "ECB'nin faiz indirimi düşünmesi için sadece istikrarlı bir şekilde güçlenen bir avro ve önemli ölçüde düşük enerji fiyatlarının birleşimi gerekli olacaktır. Avronun değer kazanmasının enflasyon düşürücü etkisi, dalgalı enerji fiyatlarından kaynaklanan enflasyonist baskıdan daha kalıcıdır." değerlendirmesinde bulundu. ABN AMRO Hollanda ve Avro Bölgesi Kıdemli Ekonomisti Jan-Paul van de Kerke, avronun son dönemdeki güçlenmesinin büyük ölçüde doların zayıflamasından kaynaklandığını akılda tutmanın önemli olduğunu vurguladı. Muhtemelen ECB'nin döviz kurunu hedeflemediğini ancak döviz hareketlerinin büyüme ve enflasyonu etkilediğini vurgulayacağı öngörüsünde bulunan Kerke, "Temel senaryomuz avro/doların bu yıl yükseleceğini öngörüyor ancak yine de para politikasının sabit kalmasını bekliyoruz." diye konuştu. Cnbc-e haberıne göre; ING Global, Türkiye ekonomisine ilişkin raporunda 2026 yılı enflasyon beklentisini yüzde 22, politika faizi tahminini yüzde 27 olarak açıklarken, dolar/TL için kısa ve orta vadeli kur tahminlerini açıkladı. Banka, dolar/TL için 6 aylık tahminini 47,20 ve 12 aylık tahminini 51 olarak duyurdu.
Yurtiçi Fiyat ve Maliyet Endeksleri:
TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE (2010=100) 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %2,67 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %2,67 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,17 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %25,39 artış gösterdi. Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %32,97 artış, imalatta %27,10 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %25,94 artış ve su temininde %37,21 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %25,69 artış, dayanıklı tüketim mallarında %30,07 artış, dayanıksız tüketim mallarında %30,44 artış, enerjide %22,14 artış ve sermaye mallarında %29,24 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %2,84 artış, imalatta %3,24 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %2,57 azalış ve su temininde %2,02 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,96 artış, dayanıklı tüketim mallarında %4,02 artış, dayanıksız tüketim mallarında %4,16 artış, enerjide %1,69 azalış ve sermaye mallarında %2,82 artış olarak gerçekleşti.
YD-ÜFE 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %1,88 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %32,46 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,46 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %26,42 artış gösterdi. Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %44,75 artış, imalatta %32,24 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %29,91 artış, dayanıklı tüketim mallarında %40,24 artış, dayanıksız tüketim mallarında %40,63 artış, enerjide %13,93 artış, sermaye mallarında %31,02 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %3,86 artış, imalatta %1,84 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,08 artış, dayanıklı tüketim mallarında %2,60 artış, dayanıksız tüketim mallarında %2,84 artış, enerjide %6,33 azalış, sermaye mallarında %2,17 artış olarak gerçekleşti.




